2. Adım 7

Pazar, 30 Mart 2008 Kategori: 21 Günde NLP

Sorularla hedefinizi “en yapıcı şekilde ifade etmeyi” öğrenin
Ne istiyorum, neyin değişmesini istiyorum, ne başaracağım, niçin yapacağım… … Bu sorularda amaç, vereceğiniz vevapların içinden “hedefinizi en yapıcı şekilde ifade edenini” bulmanızdır. Soruları değişik şekillerde sorarak en etkili soruları bulun, onların sayesinde en yapıcı açıklamaları yapın.

Sonra kendinizi kontrol edin. Zihninizde ne gibi sonuçlar oluşmuş? Yoksa soruların bir etkisi olmadı mı? Biraz da bu tür sorularla düşünün. Bu çalışmanız verimli oldu mu? Bunu anlamak için ölçü şu olmalı: Cevapları anlatırken kendinizden emin bir şekilde cevap veriyor, yapacağınıza inanıyorsunuzdur. Cevaplar mantıklıdır. Tutarlıdır. Kaçamak cevap yoktur. Görmezden gelinen bir şey yoktur. Evvelki çalışmalarımızdan hatırlarsınız: Zaten hedeflerimiz makul olacaktı, tek başımıza gerçekleştirebileceğimiz türden olacaktı.

(2. Adım 4) çalışmamızdaki 6 maddeden birincisi bitti. Bu maddede şu deniyordu:
“Hedefinizi adamakıllı kendinize tanıtın, anlatın, tam olarak ifade edin.”

Şimdi bu birinci maddeyi bitirdik. En kısa şekilde birinci maddeyi nasıl özetlersiniz? “Hedef oluştururken hedefi kendimize en güzel şekilde, en yapıcı bir şekilde anlatabilmeliyiz.”
Sonraki çalışmada o 6 maddeden ikincisine başlıyoruz.

Yorum Yaz »



2. Adım 6

Cumartesi, 29 Mart 2008 Kategori: 21 Günde NLP

Hedef belirleyip tam odaklanma, bütün negatif tesirlerden soyutlanma çalışması konusundayız bugün. Bu nasıl olacak? Aslında cevap içimizde. Şimdiye kadarki yaşantımızda geçirdiğimiz deneyimlerimiz bize bu bilgiyi kazandırmıştır. Bütün mesele açığa çıkarabilmekte.

Sıradan bir örnek:
Algıda seçicilik diye bir şey var. Bir yerlerden okumuş öğrenmişsinizdir. Ona benzer bir örnekleme yapalım:
Bir arkadaşımla görüşeceğim. Filan saatte Galatasaray lisesinin önünde buluşacağız. Tam vaktinde orada oluyorum. Ben onu göremiyorum. Telefon ettiğimde “Buradayım ben seni gördüm” diyor. O anda o arkadaşımı kulağına yakın tuttuğu elindeki telefon sayesinde görebiliyorum.
Peki neden orada olduğu halde göremedim? Çünkü ben onu son gördüğüm günkü kıyafetle ve son saç modeliyle zihnimde canlandırıyordum. Kafamdaki imaja kilitlenmiştim. Başka kıyafetteki insanlar o değildi. O olamazdı. Bunu bilinçli olarak yapmıyordum.
İşte bu örnekteki gibi neye kilitlenirsek onu görürüz.
Bir işin olmayacağını kafanızda canlandırıyorsanız o iş size olur görünmez.
Zor diye düşünüyorsanız ne kadar kolay olsa da kolay gibi görünmez.
İhtimal yok diyorsanız imkânlar ayağınıza gelse de göremezsiniz, kaçırırsınız. Görseniz dahi elde etmeye yanaşamazsınız. Çünkü bunun olacağına ihtimal vermiyordunuz.

Hedeflediğiniz şeyi gerçekleştireceğinize iyice inanarak zihninizde canlandırın. Onu düşünürseniz onu elde edemeyeceğiniz kuruntuları kendinizden uzaklaştırmış olursunuz. İşte işin sırrı bu. Beynimiz iki şeyi aynı anda yapamaz diye inanın ve o işin olacağını, başaracağınızı düşünün. Hayal edin. O hayaldeki görüntüye, seslere, hedefinizle ilgili ne varsa onları iyice hayal edin. Kuruntulara, güvensizliklere zaman tanımayın. Bunu ne kadar iyi yapabilirseniz o derecede kötümser düşünme alışkanlığınızdan kurtulursunuz. Ama bir şeyi unutmayalım: Hedefiniz, hedefleriniz olacak.

Hedefinizle ilgili neleri hayal edebilirsiniz: Sadece hedefinizi değil. Nasıl, hangi aşamalardan geçeceğinizi de düşünün. Ama hep olumlu düşünün. Hayalde yaşamak hedefe ulaşmayı çok daha kolay gösterecek. Bunu deneyin. “Hedefime ulaşmaya şu, şu, şu adımlar gerekiyor. Hepsi bu.” Evet, buna yürekten inanın. Hayalinizde o adımları nasıl başarılı bir şekilde gerçekleştireceğinizi tasarlayın. Gerçek uygulamanızla hareket ettiğinizde bir bakmışınız birinci adım tamam! Geriye kalıyor sonraki adımlara çok daha güvenle ilerlemek. Tabi yine hayalinizde kendinizden emin bir şekilde başarılı adımlarınızı tasarlayarak, hayalinizde yaşayarak. Hedefin nasıl gerçekleşeceğinden çok daha kuvvetli olarak atacağınız adımlara odaklanın.

Yazarak çalışmak: Hedeflerinizi yazın. Karamsar kötümser olmayan, anlayışlı, dinlemeyi bilen bir arkadaşınız varsa ona anlatın. En güzel şekilde, en olumlu şekilde anlatın. Yazdıklarınız da böyle olmalı. En ikna edici ve güven verici şekilde olmasına gayret edin. Hedefinizi, gerçek bir hedef olarak belirlemeden önce bunu yapacaksınız. Kesin hedef belirleme ne kadar sağlam, ne kadar yapıcı olursa hedefe doğru atacağınız adımlar o denli başarılı olur.

Dikkat: İki önceki (2. Adım 4) çalışmamızda 6 madde vardı. Bir önceki çalışmamızda bu maddelerden 1.sine başlamıştık. Bugün ona devam ettik. Yarın 1. maddeyi bitireceğiz. Yazdıklarım gelişigüzel yazılar değil. Ciddi bir program dahilinde ilerliyoruz.

Etiketler: , , ,
Yorum Yaz »



2. Adım 5

Cuma, 21 Mart 2008 Kategori: 21 Günde NLP

Bir önceki çalışmamızda 6 maddelik açılımı okudunuz. Bugünden itibaren bu maddeleri tek tek inceleyeceğiz.

6/1 Hedefinizi hep pozitif sözlerle anlatın
Ulaşmak istediğiniz hedefiniz için daima olumlu düşünün. Basit bir örnekle ifade etmek gerekirse: Örneğin hedefiniz ay sonunda kapı değiştirmek diyelim. Hedefe odaklanırken kapı fiyatlarının yüksekliğinden değil uygun fiyata nasıl alınabileceğini en yapıcı ve en gerçekçi şekilde konuşun. Bunda da uygun fiyata bulmak mümkün değil gibi cümleler kurmayın. Bütçenizi nasıl ayarlayacağınızı düşünün. Eşinizin babanızın beğenmeyeceğini değil, bunu daha önce neden akıl edemedik diyeceğini düşünün. Yani hiçbir olumsuzluğa yer vermeyin.
(Bu arada şunu hatırlatayım: Henüz hedefe doğru harekete başlama öncesi çalışmalar üzerindeyiz.)
Sonra, kapı için istemediğiniz renkleri değil istediğiniz renkleri söz konusu edin.
Siz hiç ihtimal vermesiniz bile beyniniz, bilinçaltınız sizin kurduğunuz olumsuz cümleleri sıkıntı gibi algılayıp karşıt tepki oluşturmaya girişebilir. Kapı değişikliği fikrini reddedebilir.

Çocukluğumda bir gün deniz kenarında beton zeminde yürüyordum. Bastığım yerler ıslak ve yosunluymuş. Farkında değildim rahatça yürüyordum. Bir adam “orada yürüme düşeceksin” diye telaşla seslendi. O anda o zeminde kayıp düşmekten korktum. Denge kurmamı kontrol edemeyecek kadar bir gerilime girdim. Düştüm.
Niçin? Çünkü önce normal bir şekilde yürümeye odaklanmıştım. O adamın uyarısı beni düşme tehlikesine odaklandırdı. Bu da heyecan, korku, sakınma gibi şeyleri tetikledi.

Bir futbol sahasında kaleci olduğunuzu düşünün. Gelebilecek topları yakalamaya odaklanmışsınız. O sırada herkes “Dikkat et. Topları kaçırma. İşimiz biter.” Gibi uyarıları ısrarla size duyurmaya çalışırsa topa odaklanma motivasyonunuz bozulur, pek çok yöne dağılır. Böylece bir gerilim içinde olursunuz. Artık topu yakalayabilme şansınız azalmıştır.

“Neden korkarsam başıma gelir”
Bu şikâyeti sık duyarız. Bunun sebebi, kişinin korktuğu, kaçındığı şeyi zihninde canlandırması, çevresindeki kişilere anlatmasıdır; böylece hayalen yaşanan bu olumsuzlukları zihin kişinin karşılaşacağı tek sonuç olarak yürürlüğe sokar. Böylesi sorunlarda kişinin korktuğu şey o kişi için varsayılan “gerçekleşecek sonuç” olur.

Bir arkadaşım “ben bu meselelerden anlamam kafam almıyor” diyerek çok basit bir mesele üzerinde çalışmamakta inat ediyordu. Öğrenmezse çok önemli şeyler kaybedecekti. Ben 5 yaşındaki bir çocuğun dahi anlayacağı kolaylıkta o meseleyi yazdım çizdim o kişiye sundum. Uygulamış olmamış. Yalan söylüyor diye düşünüyordum. Sonradan, o kişi kaybedeceğini kaybedince anladım ki yalan değilmiş.
İşte böylece korktuğumuz ne varsa kendi hatamız yüzünden istemediğimiz şeyler kaçınılmaz sonuç olabiliyor. Sen bir kere “ben anlamam” diye kendini şartlandırırsan o şey sana ne kadar ustalıkla yazılsa da çizilse de anlatılsa da sen gözünü kör, kulağını sağır etmişsindir.

Hedef belirlemede istemeseniz de hedefinize karşı sizde var olan kötü bir imaj devreye girebilir. Üstünde düşünürsünüz. Göreceğiniz zararı görürsünüz. Örneğin “Benim şansım bu konuda kötüdür” dersiniz. Hedefe ilerlerken olmadık engeller çıkar. “Yaaa, ben biliyordum zaten!” diyerek isyan eder, adeta zevk alırcasına bunu eşe dosta anlatırsınız. Bütün ümidinizi kaybeder vazgeçersiniz. Oysa aynı engeller başka birisinin karşısına da çıkabilir; o sizin gibi düşünmez, bir yolunu arar bulur engelleri aşar. Aşmaktan zevk de alır. Siz ise aşmak gerektiğini dahi düşünmeden “olmuyor işte olmuyor” deyip geri çekilmişsinizdir.

Peki ne yapacaksınız? Çözümler sonraki çalışmada…

Etiketler: , , , , ,
1 Yorum »